TCMB Enflasyon Raporu: Faiz perspektifi, enflasyon ve ticari krediler olgusu

Yarın gerçekleşecek olan yılın 4. Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda TCMB’nin enflasyon için tahminlerini yukarı yönlü güncellemesi beklentimiz dahilindedir.

Yarın gerçekleşecek olan yılın 4. Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’nda TCMB’nin enflasyon için tahminlerini yukarı yönlü güncellemesi beklentimiz dahilindedir. Enflasyon üzerindeki baskının, güncel risk faktörlerinin etkinliğini artırması, zayıf lira ve fiyatlama davranışlarına da etken olacak politika zemini dahilinde yukarı yönlü eğilimini artırdığını düşünürüz. Bu kapsamda, OVP’de açıklanan %16,2 yılsonu hedefinin de yukarı yönlü sapma aralığını yüksek görürüz.

 

“Enflasyon üzerinde faiz” konseptinden sonra “çekirdek enflasyon perspektifinin” de pratikte uygulanmıyor oluşu çerçevesinde, en ana odak noktamız Merkez Bankası’nın faize dair göstergelerde ele alacağı esaslar olacaktır. Bu nedenle; manşet enflasyon, alt enflasyon göstergeleri veya ticari krediler nezdinde büyüme dinamikleri gibi olguların hangisinin ana odak olacağı konusunda son para politikası aksiyonlarının varış noktası anlaşılmaya çalışılacaktır. Liranın mevcut getiri pozisyonunun, enflasyondan arındırılmış şekilde -3,5% altında olması itibariyle kıyas noktasında diğer gelişmekte olan ülkelerin gerisinde kalması ilerleyen dönemde para akımları, carry trade yaklaşımı, yurtiçi mevduat dolarizasyonu gibi faktörler açısından zorlayıcı olacaktır. Bu da, Merkez Bankası patikasının “parasal gevşeme” doğrultusunda olduğu düşünülecek olursa enflasyonun düşüşü gerekliliğini ortaya koymaktadır. Geçen yılın eşlenik dönemindeki dönemsel yüksek artışların yaratacağı baz etkisi, yıllık enflasyona düşüş etkisi yaratması beklense de fiyat artış momentumunu artırması muhtemel güncel fiyat olgularının, baz etkisini avantaja çevirmek konusunda zorlayıcı etkilerini öngörürüz.

 

Gelişmekte olan ülkelerin enflasyondan arındırılmış faiz oranları (Politika faizi – cari enflasyon)… Kaynak: Bloomberg

 

Enflasyonun zorlayıcı etkileri noktasında, özellikle ikincil etkilerin “geçici faktörleri” daha uzun süreli olarak geçerli kılma riskini analiz etmekteyiz. Bu nedenle, enflasyona karşı yeterli sıkılıkta politika gerekliliği konusundaki görüşümüzü devam ettirmekteyiz. Fiyat istikrarı, ters para ikamesi, reel sektörün döviz yükümlülükleri gibi unsurlar açısından döviz kurlarındaki oynaklık derecesi minimum olmalı ve ileri vade fiyat öngörülebilirliği yüksek olmalıdır. Özellikle, fiyat istikrarına dair risk etmenlerinin fiyatlama davranışlarını da enflasyonist yönde etkilemesi konusunda kontrol alanı dahilindeki politika araçlarının netliği ve etkinliği Merkez bankacılığı uygulaması noktasında önemlidir. Bu da, aslında arz kaynaklı kontrol dışı faktörlerin etkisinin ikincil yansıması noktasında Merkez bankasının etkin politika yaklaşımının fiyat davranışlarının da kontrol altına alınmasında yararlı olacaktır. Küresel enflasyon eğilimlerinin, geçici faktörler olgusunu daha uzun süreli olarak kalıcı hale getirebileceğini ve büyük ülkelerin Merkez bankalarının parasal teşvikleri azaltma noktasına doğru evrildiğini hatırlatmak isteriz.

 

Kamu bankalarının gerçekleştirdiği son kredi faiz indiriminin, aynı zamanda Merkez Bankası politika metninde de yer verilen ve politika faizi indirimine gerekçe oluşturan “ticari krediler parasal sıkılaşma nedenli yavaşlama” olgusunun rahatlatılmasıyla aynı perspektifte olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla, para politikası zemininde enflasyon göstergeleri kadar ticari kredi büyümesinin de nedenselliğini tahmin açısından hesaba katmak durumundayız. Ekonomik şartlarla sağlanmayan, kredi büyümesi kaynaklı ekonomik büyüme olgusunu destekleme yolundaki parasal gevşemenin özellikle enflasyon konusunda olası ısındırıcı etkileri ve finansal sistem risk iştahı üzerindeki yansımalarını izleyeceğiz. Özel bankalarda da, piyasa rekabeti açısından kamunun ardından gelen faiz indirimleri söz konusu olabilir; ancak aktif-pasif yönetimi, kredi risk maliyeti ve vade uyumu gibi faktörler makro etkenlerle de birleştiğinde finansal sistemin risk iştahına konu olabilir.

 

Merkez Bankası’nın son rapor döneminde %14,1 olan yılsonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize edeceğini düşünmekle beraber, OVP’de ortaya konan %16,2 ve piyasa bazlı beklentilere (TCMB Ekim Piyasa Katılımcıları Anketi %17,6) ne kadar bir farklılık göstereceğini izleyeceğiz. Son faiz indirimi ve güncel enflasyon dinamikleri bazı piyasa oyuncularının %18-20 aralığına doğru yılsonu tahminlerini revize etmelerine zemin oluşturmuştur. Aynı zamanda, para politikasında gevşeme konusundaki “sınırlı alan” değerlendirmesi çerçevesindeki perspektif de gevşemenin devam edip etmeyeceğine ve devam edecekse ne ölçüde olacağına ilişkin çıkarımların şekillenmesi açısından önemlidir.

Kaynak Tera Yatırım-Enver Erkan
Hibya Haber Ajansı

Okunma