Cumhurbaşkanı Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu.
Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:
“Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfı’mıza, Milli Türk Talebe Birliği’mize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum.
Şahsımın da kurucuları arasında yer aldığı Birlik Vakfı, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu hamdolsun başarıyla yerine getiriyor.
50 ilimizdeki 55 şubesiyle barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor.
Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfı’mız; ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor.
Buradaki arkadaşlarımız, milli ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için 40 yıldır elinden geleni yapıyor.
Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun cehdi de, emeği de, gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor.
Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz, bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor.
Tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen 29 Mayıs 1985’ten beri tekerliğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz, Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz.
İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfı’mızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum.
Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur. 1916 yılında kurulan Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardır.
Milli Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin sancılı günlerinde şahsım dahil birçok gencin milli şuur kazanmasına, dahası bu ülkeyi, bu milleti, bu toprakları anlamasına, idrak etmesine vesile oldu.
Milli Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı’mız devralmış, millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır.
Bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır.
1985’te kutlu fethin yıl dönümünde kurulan Birlik Vakfı, teessüs ettiği günden itibaren daima milletin ve milli iradenin safında yer almıştır.
29 Şubat’ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi Olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine en kritik dönemeçlerde ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı’nı hep milletin yanında hakkın ve hakikatin tepesinde gördük. Bunun için de her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim sizlerden razı olsun diyorum.
Çağın çok hızlı bir şekilde değiştiği, buna paralel olarak kültürün, geleneğin, kıymet atfedilen değerlerin de dönüştüğü hatta tüm bunların kuşatma altına alındığı bir dönemde yaşıyoruz.
Bilgi ve enformasyon, geçmişte hiç olmadığı kadar hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme, eski dönemlerle kıyas dahi kabul etmeyecek yeni imkanlar, yeni avantajlar sunuyor.
Bu nimetlerden hepimiz elbette azami ölçüde istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri, yeni sınamaları da çok yakından hissediyoruz.
Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız.
LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara, 7’den 70’e tüm insanlığa bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz.
Tehdit yalnızca şekil ve boyut değiştirmiştir. Lakin hedef her zaman olduğu gibi aynıdır. Hedef, insandır, hedef ailedir, hedef milli ve manevi değerlerimizin tahrip edilmesidir. Buna karşı devlet ve hükümet olarak kuşkusuz her seviyede tedbirlerimizi aldık, alıyoruz.
Mesela insanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk. Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla faklı projeleri hayata geçirdik.
Çocuk başına yapılan ödemelerin artırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık. Fakat şurası bir gerçek ki bağımlılık gibi, aile kurumuna yönelik saldırılar gibi, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yürütülemez, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamaz.
Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz.
Bakınız çok açık söylüyorum: Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz.
Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var.
Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var.
Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var. Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekun bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz.
Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz.
Kimse kusura bakmasın. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Milli bünyemiz, daha kırılgan hale geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz.
Bilhassa iktidarın alternatifi olması gereken ana muhalefet partisinin böyle bir gündemi, kaygısı, tasavvuru, niyeti mevcut değil. Dünyada ne olup bittiğini, insanlığın nereye gittiğini, gençleri hangi tehdit ve tehlikelerin beklediğini takip bile etmiyorlar.
Belediyeleri haraca bağlamış rüşvetsiz selam dahi olmayan bir avuç rant şebekesinin gündemine tamamen hapsolmuş vaziyetteler. Meselenin daha vahim tarafı şudur: Alkolün, uyuşturucunun, kumarın yuvaları dağıttığı ortadayken bunlar çıkıyor grup kürsülerinden kumarı meşrulaştırıyor, içkiyi özendiriyorlar.
Mezar başında kadeh tokuşturmak gibi saçmalıkları savunuyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Sokak eylemlerinde öne sürdükleri gençler üzerinden prim toplamaya çalışanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yolsuzlukların peşine düşen yargı mensuplarına, baklava kutularına gizlenen rüşveti deşifre eden polislere hakaret eden, şiddet uygulayan, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir, ne bir öneri ne de bir siyasetin ufkunu açan bir proje her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulur hiçbir şey yok.
Durum öyle vahim ki böyle giderlerse en büyük eserleri olarak onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır. Ana muhalefet yönetimi, eğer gerçekten Türkiye merkezli siyaset yapmak istiyorsa kendilerini düzeltmeli, bu anormallikten kurtulmalı, iradelerine vurulan vesayet zincirlerini parçalayıp atmalıdır. Diğer türlü uzaktan kumandayla kontrol edilenleri ne millet ciddiye alır ne de biz muhatap alırız.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Birlik Vakfı’mızın 40. yaşını bir kez daha tebrik ediyorum.”
Hibya Haber Ajansı
© Copyright 2026 raporarsivi.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.